Kentsel Dönüşüm ve Ötesi

Kent; tarihtir, mimaridir, mitolojidir, edebiyattır. Sinemadır, tiyatrodur, spor salonudur. Okuma ve dinlenme alanıdır. Kolayca ulaşılabilen sıhhat ve eğitim kurumlarıdır. Manavdır, kasaptır, markettir, her türlü alışveriş mekânıdır.

 

Şehirler; okullarından spor kulüplerine, berberinden manavına, posta müvezziinden gazete bayiine kadar insanların bütünleştiği mekânlardır. Şehrin eğer olmazsa olmazlarından biri de toplu ulaşımdır. 

 

Şehirler konuşur. Sokakları bir zamanı hikâyeyi, evleri bir yazınsal portreyi, bir sanatçı kişiyi, bir zamanı şahsiyeti anlatır. Ne acıdır ki; senelerden beri oturmuş olduğu sokağa, yürümüş olduğu caddeye, adı verilin kişinin kimliğini, unvanını, uğraşını bilenlerimiz pek azdır sanırım.

 

 Şehirler; sakinlerinin birbirlerine “günaydın” diyerek gülümsediği mekânlardır. Kadın – adam, genç – yaşlı bu alışkanlıkları edinirler. Daha başkaca incelikli, zarif, esrarengiz sözcükleri kullanırlar, “iyi geceler”, “teşekkür ederim”, “pazar olsun” vb…

 

Şehirlerin bu ortak ruhu, hemşerilik anlayışı, duyarlılığı, dayanışması bittiği anda, her türlü sertlik, kabalık, diktatörlük, soygun, hırsızlık, gasp, kapkaç, fuhuş, trafik kazası, sokak cinayeti adım atar. Önü alınamaz. Çoğalarak, yaygınlaşarak sürer gider.   

 

Kent ve şehirli kavramlarının, ve de betonlaşmadan sonrasında, daha da ehemmiyet kazanılmış olduğu düşünülmelidir sanırım. ve plansız – programsız, bir tek ve bir tek ranta dönük sağlıksız şehirleşme, kentin fizyolojik görünümünü, tarihini, tabiatını silip süpürdüğü kadar; ruhunu, moral değerlerini de yıpratmıştır.

 

Sağlıksız şehirleşme, şehrin yolunu, suyunu, elektriğini, trafiğini, sıhhat ve eğitim sorunlarını içinden çıkılmaz hale soktuğu şeklinde, hemşerilik duyarlılığını da büyük seviyede yıpratmış, yozlaştırmıştır. Giderek şehrin insan dokusu bozulmuştur. Herhangi bir nedenle en küçük bir ihtilaf bile, kavgalı, silahlı, bıçaklı, tabancalı cinayetle sonuçlanır hale gelmiştir. Seneler içinde meydana getirilen araştırmalar, ortaya konulmuş olan istatistikler bu yazdıklarımızı doğrulamaktadır. Sokak cinayetlerinin, fuhuş ve uyuşturucu olaylarının, hanıma yönelik şiddetin sebepleri içinde bu kentsel dönüşümün yatmış olduğu da bir gerçektir.

 

Bilhassa büyük şehirlerimizde öylesine süratli bir arzusu ve heyecanı yaratılmıştır ki, Ezanı- ı Muhammediye minareleri, kaba alışveriş merkezlerinin, çirkin gökdelenlerin gölgesinde kalmıştır.         

 

Cumhurbaşkanının “TRAŞLAMALARI” bile etkili olamamıştır. Rant iştahı, bir türlü önlenememiştir.   

 

Sözün aslı; senelerden beri gündemden düşmeyen hamlesi, amacına ulaşamadığı şeklinde, tersine, derin bir toplumsal yaraya niçin olmuştur inancındayım. 

 

 

Bu yazı toplam 56 kez okunmuştur.

Bir önceki haberimiz olan Her yağmurda çocuklar perişan oluyor başlıklı haberimizde kentsel dönüşüm hakkında bilgiler verilmektedir.


Yukarı